OMActivities Etkinlik Takvimi

Etkinliklerinizi gönderin - Yukarıdaki Takvime ekleyelim !

5 Aralık 2011 Pazartesi

Paris izlenimleri: Farklı bir görüş farklı bir mekan Paris'i Paris'ten bir okuyucumuz anlatıyor


Paris ve ben !
Geçmişten kalan yapilar, barlar, caféler, şarap, peynir : ya başka birşeyler....
10 seneyi geçmiş bile İstanbul'un simitini ve demli çayini, croissant ve espresso ile aldatali.
Adettendir her geleni gezdirmek. Istanbul’dan gelenlerin elinde bir rehber, rehberini unutan ise zaten yazmistir gidilecek görülecek mekanlari küçük beyaz bir kagida, ve macera başlar. Metro icerisinde önce kozmopolitliği şaşırtır Paris’in, sonra sokaklarinin pisligi, sonra geniş bulvarlari, caféleri, şaraplari ve en sonunda ise delileri ve peynirlerinin kokulari ile gelen misafir şaşkin bir şekilde evine döner.
Ben kim miyim? Ben gelenleri Paris ile büyülemeyi bilmeyen 35 yaşlarinda, beyaz, akdeniz tipli, esmer bir kadinim.
Bana bir kere soran olmadi, peki sen nasil tanidin bu şehri, nesini seversin, ne yersin ne içersin hiç aramaz misin bizim Türk tatlilarini ? Eğer sorsalardi direnebilirlerdi benim onlarin rehberi olmama. Ama nedense sormadılar?
İlk senelerde şehrin neresinde olursam olayim, hele bir de ilk defa gittiğim bir bölümündeysem, şehrin şifresini kirmaya çalişirdi gözlerim. En iyi yollarindan biri bu işin elinizde ki rehberi bir kenara birakip, ana arterlerden ayrilip, ara sokaklarda ki küçük bir café’ye girip, masada degil de barda ayakta bir espresso içmektir. Ve hersey böyle başlar, en azından bende böyle başladı…..
Mekanın müdavimlerinin gelişi ile aniden akil almaz hikayelerin icinde bulursun kendini. Örneğin bir gün bir kahve’de Afrikali bir adam bana 5. eşi olma şerefini teklif etmişti ve de ekledi 22 tane cocugum var…?!
En guzeli, işe gitmeden önce sabah 8 kahvesini içmek için iş arkadaşlarin ile gittiğin kahvede, sabahtan sarhoş, işten yeni çikmiş, biolojik saati bambaşka insanlari tanimasan da dinlemektir... Farklıdır Paris'te yaşam..
Kahveleri keşfetmişseniz artık sira yeralti dunyasinin mudavimi Paris'lilerin can damarina gelir..

Metro'da gördükleriniz başinizi döndürmekle kalmaz, Parislilerin çok yetenekli olduklarini anlamamizi sağlar : Düşünün metrodasiniz, 25 kişilik bir vagonda 60 civari yolcu var coğunuz da ayaktasınız : Tirnaklarina oje sürenlerden, makyaj yapanlara, cimbizli aktivitelerde bulunanlardan, MP3’lulere, kuran okuyandan, incil, tevrat okuyana, cüzdan çalanlardan, muzisyenlere, av kopeklerine kadar…. Ben bakarken izlerken yoruluyorum artık, bi müddet sonra bakıp görmemeye başlıyorsunuz... Ama farkı ilk defa Paris'e geldiğinizde mutlaka hissediyor ve şaşırıyorsunuz..
Gelelim parklar bahcelere... Parklar üçüncü sirada bu şehri anlamak icin :

Hava 20 dereceye yaklaştiği anda, insanlarin o binbir zorlukla ayakkabilarinin icinde tuttuklari ayaklari, özgürlük arayişina çikar. Aniden öğle tatilinde, parklarda bahcelerde güneşlenmeye başlarlar, neden benim uzerimde ince ceket var hala çantamda şemsiye var diye sorarim ben kendime.
Hava ne sicaktir ne de ortam uygundur ama yerlilerin determinasyonu onlari isitmaya yeter.
Parislinin kim olduğunu anlamak icin ona başka şehirlilerin gözüyle de bakmak lazim : Kaba, insanliktan uzak, büyük ve kozmopolit bir alanda yasayan vahsi yerlilerdir onlar... Ne trafikten, ne ezilmekten, ne metrodan korkarlar, en büyük eksikleri ise zamandir..
Paris’li Çinli'dir, Afrikali'dir, Fasli'dir, Tunuslu'dur. Her yerden gelir her yere gider ve de bilir ki o herşeye sahip olabilir ama Paris şehrine asla...
Tamam, son eşyalar kamyona yüklendi, bavullar ve çocuklar ise arabaya. Evimize son defa disaridan baktik. Haziriz bizde şehri terkediyoruz icimizde ince bir sizi.
Sordum kendime aylar sonra Paris'in neyini özledim diye?? :
Çin mahallesinde 15 dakkalik yuruyus sonunda kendimi Pekin’de zannetmeyi, Kuzey gari cevresinde ki Afrika kuaforlerini ve takma sac butiklerini, Starbucks’lari, Duvar yazilarini ve Resimlerini…
Sözüm şimdi bana 10 sene boyunca ziyarete gelenler ve eve döndüklerinde kendilerini Fransa’ya gelmemiş hissedenlere ; Yukarıda yazmıştım tekrar yazayım bana bir kere soran olmadi, peki sen nasil tanidin bu şehri, nesini seversin, ne yersin ne içersin ? Yardım etmeye çalıştım sizlere zamanında inanin cok üzgünüm ama elimden gelen bu kadar..
A.K.B

1 yorum:

  1. Teşekkürler Paris :) Blog'umuzda FARKLI olduğuna inandığınız konularda sizin yazdığınız yazılarınızı bize gönderirseniz sizin adınızla yayınlayabiliriz demiştik ve ilk yazıyı siz gönderdiniz. Bizde güzel yazınızı blogumuzda paylaşmaya karar verdik... Lütfen yazmaya devam edin ve farklılığınızı bizimle paylaşın.. Değişik bizim aklımıza gelmemiş ama sizin farkınız olan tüm konularda OMActivities sizi dinlemeye hazır. Lütfen bize yazmayı daha sonraya bırakmayın hemen aklınızdakini paylaşın...

    Hemen şimdi.. şu anda.. sonraya bırakmadan..

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...