OMActivities Etkinlik Takvimi

Etkinliklerinizi gönderin - Yukarıdaki Takvime ekleyelim !

13 Mayıs 2013 Pazartesi

Çizgi Roman okuyor musunuz? Peki, Julia' nın Nazım Hikmet Sevgisinden haberdar mısınız?


Canımın sıkkın olduğu, kolaylıkla gerçek dünyadan sıyrılıp yeni bir dünyaya girmeye ihtiyaç duyduğumda çizgi roman okumayı tercih ederim.. O dünyaya beni en kolaylıkla geçiren çizgi romanlardan biri de Julia’dır.

Bir Kriminoloğun Maceraları. Son üç cildi Çizgi Düşler tarafından yayınlandı. Çok şaşırtıcı olmayan, biraz da yüzeysel suç öyküleri içermekle beraber ortamı, karakterleri, dönemsizliği ile insanı içine çekmeyi başaran bir seri. Beni çekmesinin en büyük nedenlerinden biri de Julia karakterinin Audrey Hepburn olarak çizilmiş olması. Whoopy Goldberg ve John Malkovich de önemli rollerde yer alıyorlar.  Breakfast at Tiffany’s ‘i ilk izlediğim zamandan bu yana Audrey Hepburn’e hayranım..Julia ise gerçekten ona çok benziyor.

Çizgi Düşler tarafından yayınlanan ilk cildin “Canlı Yayında Cinayet” adlı öyküsünü okurken aşağıdaki şiirle karşılaştım:

Ruhum benim gözlerini yavaş yavaş yum
Rüyanda derin sulara gömülür gibi, çıplak teninde bembeyaz bir giysi
Rüyaların en güzeli seni içine alacak
Ruhum benim gözlerini yavaş yavaş yum
Kendini benim güçlü kollarıma bırakır gibi bırak
Rüyanda beni hiç unutma
Gözlerini yavaş yavaş yum
O kahverengi gözlerini
Yemyeşil bir ateşin içinde yanan o gözlerini
Ruhum benim


Dizeler oldukça tanıdık geldi bana. Bir sonraki sayfada ise Julia yardımcısı Emily’ye şiirin çok sevdiği bir Türk yazar olan Nazım Hikmet’in olduğunu söylüyordu. Şiiri bilseydim de tanımak oldukça zor olurdu tabii ki. Türkçe’den İtalyanca’ya ardından tekrar Türkçe’ye çevrilmiş halinin orjinaline çok fazla benzememesi olağan.
Ancak şiiri bilmiyordum..Yine de tanıdık geldi.. Kimseyi tanımadığın bir ortamda birden tanıdık bir yüz görmek gibi..
Fotoğrafını çekip facebook’ta yayınladım. Arkadaşlarımdan biri karakterin değil de çevirmenin tercihi olabileceğini yazdı hemen yorum olarak. Ben pek öyle düşünmüyordum.



Daha sonra bir şiir daha geldi:


Rüyamda güzelimi gördüm
Dalların üzerinden bana göründü
Tıpkı ay gibi geçip gidiyordu
Bulutların arasından süzülüp
O gidiyor ben de onu izliyordum
Ben duruyordum o da duruyordu
Ben ona bakıyordum o da bana
Ve her şey burada bitti

Altında da şöyle bir dipnot:
“Bu dizelerin Nazım Hikmetin “Ruhum” ve “Piraye İçin Yazılmış : Saat 21:22 Şiirlerinden “9 Ekim 1945” adlı eserlerinden alındığını düşünüyoruz. Ama eklemeler, eksikler ve birbirine karışmış cümleler yüzünden, kesin bir yargıya varamadık. İlgilenenlerin bu şiirlere erişip karşılaştırma yapabilmeleri için bu bilgiyi paylaşma gereği duyduk”
Çevirmenin tercihi olmadığından emindim zaten J

İlk şiirin Ruhum olduğunda hem fikirim. Ancak ikinci şiirde İbrahim’in Rüyası, 9 Ekim 1945’ten daha yakın geldi bana..

Ruhum 

gözlerini yumuşacık yum 

kucağımdaymışsın gibi bırak kendini 

ninni, 
uykunda unutma beni 
ninni... 
Gözlerini yumuşacık yum 
yeşil ela gözlerini 
ninni ruhum ninni 
Sen yukarda yemişli dalların içindesin, 
yeşil gözlerin güneş dolu, 
dudakların bala bulanmış 
ben ağacın dibindeyim, 
bir ayağım çukurda... 
Ben senden çok önce gideceğim, 
sen bensiz kalacaksın ihtiyarlığında... 

İbrahim’in Rüyası
rüyada gördüm yari,

açılmış memeleri,

şöyle belden yukarı

bulutların arasında ay gibi gider.
o gider, ben giderim,

ben dururum, o durur,

ben ona bakarım, bakar o bana.

gözyaşı tane tane

dökülür telgıraf tellerine.

telgıraf teli: haber,

gözyaşı: sevinç.

yeter ki rüyası hayırlı olsun

ibrahim hapiste daha on sene yatar.


Şimdi Julia’yı daha çok seviyorum.


Peki siz? Çizgi Roman Okuyor musunuz? 


Yazar Hakkında: Yasemin Yiğit Kuru' yu   Twitter’dan da takip edebilirsiniz. 
Bu bir konuk yazar içeriğidir.  Konuk yazar olmak istiyorsanız lütfen mail gönderiniz. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...